Ara
  • Varlık

Bir blogum vardı... Bir zamanlar

En son güncellendiği tarih: 2 Şub 2018

İstanbulda Feneryolunda yaşayan, eli makinasına yapışık gezen bir fotoğrafçıydım.


Yıl 2010 olması gerekiyor... Elimde makinam sürekli bir yerlerde bir şeyler çekiyor. Sonra bunları blog sayfamda yazıyordum. Yıllar geçti, Fotoğraf çekmeyi azalttım. Film çekiyor. Dizi setlerinde çalışıyor. Reklam tanıtım filmi çekimlerine katılıyordum. Özgürlüğümü yitirmiştim. Tabi o zamanlar yazdığım blog sayfayıda unutmuştum. Geçen sene internette gezinirken nasıl oldu bilmem, blog sayfamı buldum. O zamanlar yazdıklarım, çok heyecanlı bir çocuğun hikayesiydi. Şimdi onu buraya taşıyıp, dostları anmak ve unutulmaz kılmaz istiyorum.


Zaman, yeni benlikleri ortaya çıkartır. Şimdiki ben, eski beni görse, teşekkür ederdi. Bir çığ gibi, yükleyerek büyüyor insan.


Çekim Günlükleri ( Kadıköy)


İstanbulda Feneryolunda yaşayan, eli makinasına yapışık gezen bir fotoğrafçıydık bir zamanlar...

30 Mart Günü saat 15.00 da Çekim için, Kadıköy vapuruna bindik. Yardımcım olarak, hali hazırda asker olan dostum Mert'i yanıma aldım.



Acemi birliğinde askeri terbiye ile iyice yoğurulmuş olan, Mert söylediklerimi kusursuz yerine getiriyordu. Vapur içindeki insanların, ne çekimi bu dercesine bakışları arasında, vapurun kıç kısmında çekime başladık. Mert vapurdan İstanbulu seyrediyor. Bende onun arkasında timelapse yapıyordum.

bkz.Yaşamın kıyısında filmi) Kadıköye varmamıza yakın, vapur çekimlerini bitirdik. Vapur iskelesinden, vapurdan inenleri kadrajlamaya başladım. Vapurda tek bir canlı bile kalmayana kadar, deklanşöre basıyordum. Çekim yaptığım sırada vapurun kaptanı ‘’Hey genç ! Hey genç ! ’’ diye haykırmaya başladı. Yukarıya baktım. Az önce içinde oturmuş olduğum vapurun kaptanı ile konuşuyordum. (Ağlamamak elde değil) ve o klasik soru geldi.



Kaptan: Çekim yapmak için izin aldınız mı?’’ Her zaman ki cevaplarımdan birisini verdim. ‘’Kaptan çekim yapıp hemen

gideceğiz Ödev var da, yoksa sınıfta kalabilirim’’ (Oscarımı isterim) Kaptan bir anda içindeki babacan amcayı dışarı saldı. Kaptan: ’’ Peki o zaman. Soran olursa İlyas kaptan izin verdi dersin’’ dedi. Bu diyologlardan hemen sonra zaten çekimi bitirmiş istediğimi yakalamıştım. (vapur boşalana kadar timelapse) Çekim yapmak için, kadıköydeki feneri tercih etmiştim. Oraya vardığımızda hayalimdekinden ne kadar uzak bir yer olduğunu anladım. Yinede hazır gelmişim mantığıyla, birkaç deniz otobüsü kadrajlamaktan, kendimi alamadım. Yardımcım Mert ile Kadıköy’ü gezmeye başladık. 2 yıl boyunca Kadıköy de yaşayan bu bünye, kendini yabancı hissetti bu cennet topraklara.

Kim ne der bilmem ama bana göre Anadolu yakasının yaşantısı daha bir modern. Düzen,tertip, saygı daha bir buradayım diyor. Bahariyede çekim yapmaya, karar verdiğim sıralarda, Bahariye o kalabalık görüntüsünde değildi. Gözüm yine yükseklerdeydi. Nerde çekim yapacağımı düşünürken, neden boğa meydanını çekmiyorum dedim. Meydana ulaştığımızda başımız havada, sanki gökyüzünde ufo arıyor gibi çekim yapılabilinecek, yer arıyorduk. Derken kısa tartışmaların ardından, reklam yapmak gibi olsun, Köfteciye girdik. Kapalı olan 3. katına çıktık. Çekim yapacağımızdan köfteci personeli habersizdi. Yukarıya geldiklerinde, tripod kurulmuş, deklanşöre basarken buldular beni. Kısaca niyetimi anlattım. Garson meraklı bakışları dikkatimi çekti. Garson ‘’ bende de makine var’’ Nikkoncuyum ben deyince, ona kanım pek bir ısındı.

Çekim yapmamıza izin aldık. Aşağıda yeriz bir şeyler zaten diyerek gönüllerini aldım. Başladım çekim yapmaya, bulunduğum noktadan rıhtımdaki büyük Türk bayrağı gözüküyordu. Bunu yakalamak istedim. Mümkün olduğunca diyaframı kıstım (16,22) bayrağı ele geçirdim fakat bu sefer boğa etrafı karanlıklaşmıştı. Birkaç enstantane , diyafram , Iso denemelerinden sonra boğa meydanının benim için önem teşkil ettiğine karar kıldım. Boğa meydanını çekmeye başladım. Saat 18.00 civarları F14 1/125 Iso 800 çektim . 15 dakika sonra çekim bitti. Köftecide sadece çay içtik. (Karnımız aç değil) Gün batımı için moda sahilindeydik. Bankta oturan yaşlı bir amcayı gözüme kestirdim.

​​ Yüzünde bir nur vardı. Onu çekmem gerektiğini düşündüm. Onu ikna etmek için yanına gittim. Biraz ısrar sonrası beyaz sakallı boylu poslu bu adamı modelim yaptım. Kısa süren çekimden istediklerimi aldım.Minnettarlığımı sunarak. Sunset çekimine başladım. Gün batıyor. Gemiler bir o yana bir bu yana gidiyordu. Gün bitesiye, hava kararasıya kadar çekimlere devam ettim. Ve sonunda eve geldiğimde, güzel bir çekim günü geçirmiş olarak, kahve ve pipomla bol keyif yaptım…



22 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör